Sabaha kadar 22 yıldır hiç görmediğim bir masa ile baş başayım,
Yağmurun seni ıslatma eylemi nasıl ?
Beni orada öylece bıraktığında bile, kitabını aramaya gidiyorum, bulsunlar!
Sen karşımda öyle bilmez, öyle anlatası gelen, öyle yedi saatler..
Senin yedi gününden bir roman çıkar mıydı?
Senin yedi yılından nice şiirler.. Islandık.
Bana büyümenin tanımını yaptırsalar, ağzımı açmayacağım.
Toplulukta susulmak hakkımdan yararlanarak, bu tanımın en iyisini duyduğumu onlara anlatmayacağım.
''Babamdan önce büyüdüm, ve yerim kalmadı''
Halbuki kalp geniştir, babayla birlikte büyümeyebilir.
Ki sen, her şeyi kendine öğretmişsin.
Bu anlamda eksik kalmanı hayatım boyunca affetmeyeceğim.
Yine içimden elini tuttum, Ah!
Her seferinde çoğalan bir kucaklaşma beklentisine ancak bir çocuk girebilirdi, evet.
Eksik olan bizleriz, evet.
Anlam yükleyen öpmelere, doyamamalara.
Senin bahsettiğin fazlalık canımı yakıyor.
Bana sevmenin tanımını yaptırsalar; yüzümü iki elin için bekleteceğim.
Dayanacak yerimin olması gerekmez miydi, bir mekanın önünden geçirtmediğin için özür dilemelisin.
Çünkü kimi zaman sokak değiştirmek, dayanmaktan daha zordur.
Ki biliyoruz, insan kendini hazır hissettiğinde özenle peynirleri keser.
Ben zaten her üzüldüğümde saçlarımı keserim, duyarsan, bu ayrıntıyı basite indirgemelisin.
Üstüne alınma, halledeceğim.
Daha önce aldığım kış yastıklarını hala kaldırmamıştım, seninle bahara geçmek zor olacakmış böyle, Ah! Halledeceğim.
Öngörü yeteneğinin, ''atıp tutmakla'' oranını kafamda dev yapıyorum.
Seni kafamda dev yaptığım için demeyeceğim, asla.
Kalbinde böylesine saf iki kadın sevgisi varken, ben senin iki özrünü nasıl kabul ederim?
Ama bir gün güvenebildiğin yerlere gidersen ve bir şehri bir kadınla bağdaştırmanın ağırlığını hissedersen,
Benim şehrime ayda tam beş kereler gel.
Aksatmadan gel, öyle bedenen de değil..
Yani bir gün kış çayı demlerken anlarsam bende seni, ardından çok keyifli bir sigara içeceğim.
Anlarsam seni, söz , artık beş dakikada bir içeceğim.
Ne olmadığımızı bölüp anlatmak için, balkondaki aya döneceğim.
İyi ki yerli yersiz sorularla sıkmadım canını!
Çünkü uyurken dikiş izlerine dokunmaktan da zevk alacaktım, her şeyin hikayesini soracaktım.
Doğru! Yetinmeyen ve ayık kafa ile bir şeyler karalayabilen bir kadın!
Halbuki iki durak arası beş dakikadır- ulaşım dersleri iki.
Ardına sıralanmış isteklerle sıkmadım iyi ki canını!
Hayatımı aksatacağım.
Çayları demlediğim makine, bir mantar ve adını bilmediğim şaraplar,
Beni kıran ne varsa birlikte gömüleceğim.
Hatıranı yaşatmak ne derece mantıklı? Kusana kadar içeceğim..
Sen bırakırken bu kenti, veya azimle balık tutarken bir yerlerde
-Çünkü iki eylem birbiriyle zıtlaşmaya tam yakın-
Ah! Ayaklarını toprağa bassan yeterdi!
Toprağın çözemeyeceği ve alamayacağı duygu tanımıyorum,
Kurtulsaydın!
Bak, seni tanımlıyorum.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Deniz Feneri
"Öğretmenin ve öğüt vermenin insanın gücünü aştığından kuşkulanıyordu Lily, " ben de. Bir anda bütün fazlalıklardan sıyrılarak in...
-
Bu sabahı kaçıran ben olmamalıyım, diye çıktığım yolda , Kafamda 7/24 anonsların çalacağı bir kıyıya gideceğimizi bilmiyordum. Daha doğru...
-
Sonra uzun süre fotoğraflarda ellerini aradım Bilerek çektiğim lakin kaybetmiş gibi delicesine görmek hasretine girdiğim Bu sanrıdan da bi...
-
Babama sarılıyorum. O bana bilmediğim tüm hikayeleri anlatır. Değişik başlangıçlara şaşırır veya sen uydurdun! der. Bu sefer ben uydurmad...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Ne hissettin?