27 Ağustos 2018 Pazartesi

Yeraltından Sulu Sepken'e

Ağaçlardan veya herhangi bir yukarı sayılabilecek yerlerden
dü⤦
şüp ⤦
bana değen şeylerin dahi
ağırlığını hissetme hastalığı...
Bunun ayrımını diğer tanımla karşılaştırarak yapabilir misin?
En önde gittiği ve diğerlerinden sıyrıldığı için o çocuğu küfretmiyor sanmıştım,
Üstelik ço-cu-ğum demiştim..
Halbuki savururken de en önü çekiyormuş, farkedememişim.
ben de tam o sırada öylesine birkaç kitap bitirmiştim.
Kitapları hiç incitmek istemememe rağmen, onlara katılmadığıma dair notlar almıştım.

miş bitti.
Kitaplarda denmemesine rağmen
Kırmızı sana yakışıyor'u kaptığım için, öyle şarkılar dinledim.
Kabul edilemez şarkı listemdeki reddedişlerim ile; çatal sesli adamlara geri döndüm.

Yalnız kadınlar -yani sonsuz kadar yalnız-  bu renkle nasıl başa çıkmışlardı?
Şöyle bir düşünsem.. en sevdiğim şarkıyı önerebilir miydim?
Onlara mı? Çok zordu!
Bırak renkleri falan dedin, değil mi? Kırmızı ile edebiyat yapamazsın.
Benimde sana kızmam lazım;
Kitap okuma eylemini anlayarak yapmak ister miydin?
Çünkü af dilemek için önce kendini affetmen gerekir. 
Kendini kurtarmadan ailenle gün boyu salonda oturmanın hazzını alamazdın. 

Çocuklara dağıtılan şekerlerden istemiştim,
O eski püskü giysiler elimde; geçmiş geçmiş diyerek her gün annemi ve seni
- istemeden yormuştum
bilmem, kitaplar geçince benden; arkalarına bu notları almışım
insanların bu zamanda bile mutlu olmasını istemiş,
sadece kendime kızmıştım; yanlış karanlığa daldım!
oysaki trafikten kimseye yol vermemeyi de öğrenmiştim!

Daha sonra ben;
Bir süre;
bir sürü
seçmelere katılıp elendim, fiyakalı bir elenme sonucu
Sözsüz şarkılar dinleyip piyanolar çaldım.
Farklı telden çaldım yani. 
Topuklu ayakkabılara alıştım.
Sigaramın bile tat vermediği bu zamanda; benim içimde olsan,
Dayanabilir miydin?



11 Ağustos 2018 Cumartesi

İçsellik Laneti

Benim de üstüme gidildi.
Yani bir şekilde bu eylem de zorunlu hale getirildi.
Oysaki ilgilenmek ve dinlemek zorunda dahi değildim.
-kafam burada yok-ken-

Ee ama artık farkedilecek şeyler yapmalısın dedi oynak kadın,
Veya daha az farkedilecek şeyler dedi oynak kadının oğlu,
Halbuki ikisinde de anı tepkiyi alıyordum,
İkisi olmak isterken, oynak kadın ve oğluna, aynı tepkiyi veriyordum.
ayrı-ayrı.
Anlatınca ne oluyor? dedim.
Aynı olduğumuz için seviniyor, farklı olduğumuz için merdivenlerden iniyorduk.
-asansör kabini bile bizi birleştirmesin diye-
Benzerlerini daha ucuza almak gibi bir seçenek vardı artık çarşıda pazarda!
Eşsiz bir şey düşünemeyeceğimizi biliyorduk. -düşlemeyi kaçırarak
Ben bunları uzun uzun anlatınca, kahretsin sen;
Buna bir kadın gibi tepki veriyordun, ah!
İrkiliyordun mesela (irkildiğin belli olarak irkiliyordun)
Aniden geri çekiliyordun (geri çekilmeni büyük bir eyleme dökerek geri çekiliyordun)
Ve tehlikeyi sevmesen sezemeyecektin.
Belki daha sonra benim bilmediğim yerlerde, bir kadın gibi geri dönmeyi isteyecektin.

Daha çocukken yara izlerinin geçiciliğini bilmediğin gibi,
Taptığın hayatta, görmek istemeyeceğin bir yaşam tercih ettin.
Göremedin, lakin her yara izinin görünürlüğü yoktur,
Çoğunun soru sorulunca ortaya çıkması içselliğini;
 yediremedin!

Artık oynak kadın ve oğluyla konuşmana gerek kalmadığına inanınca,
Peki, bunu sorduğumu onlara sakın söyleme ama;
işinin bir imzaya bakması durumuna kalırsan, hayatta bir yerlerde olamadın demek mi oluyor?
-kokun gözüküyor-
Hayattaki en büyük başarısızlık nedir?
-Bir imza bile atamadın!

Bazı şeylerin mutlaka şiirinde geçmesi mi gerekiyor?
Ödüllerin dağıtılması kolaylığı bazen beni ürkütüyor.
Yine de bazen içimden konuşmak gelmese bile doğruyu söylemeyi seçiyorum;
Yazarı ben öpmedim.















Deniz Feneri

"Öğretmenin ve öğüt vermenin insanın gücünü aştığından kuşkulanıyordu Lily, " ben de.  Bir anda bütün fazlalıklardan sıyrılarak in...