8 Kasım 2019 Cuma

Bugün Beni Dışarı Çıkar

"olay nerelere gidiyor?" diye sordu.
hala ellerini kullanabiliyor diye düşündüm, istekli.
ellerinin hareketlerini ayarlayabilecek güce ve kafaya hala sahip.
bir ayakkabı boyacısının önündeki hayat ağacını kapsamıyor elleri, öyle dallanmış değil
ona uzanmıyor
eski gözleri de yok.
çok kaba bir giriş yaparak hayat ağacının tam üstünde ayakkabılarımı boyatıyorum.
bu eylemde daha anlamlı durmam gerekiyor.
Benzer çözümler sunuluyor, duyuyorum.
Herkes anlamaz, ben seni yine de en kızgın olduğum yerde bekliyorum.
ben yine de seni ayakkabımı boyatırken bile bekliyorum.

tabii bu sırada yol almamız gerek,
çözülmeyen düğümlerden, kurumuş park manzaralı evlerden geçerek,
tamir etmek istediğin tüm çürümüş su üstü köprülerini görmek için.
Ses tonun bana uyumlu olarak gelişiyor, yol almaya özgü ve
tüm özgünlüklerden uzakta. 
Özgürlüğe daha yakın; kendi sınırlarından koşarak.

Evdeki kuşun çürümüş parkı bırakmak istemiyor.
Ama seni bağlayan değerlerle birlikte kaçman,
bu bir kaçış olmuyor.
göçmek de olmuyor.
Göz  temasını kesiyorum.

Kontrolünde olan köprülerin yok, sadece
geçtiklerinden zevk almaman seni, onları değiştirme isteğine itiyor.
Boşu boşuna sürükledin herkesi.
Şimdi ben dahil herkes köprünün üzerindeyiz.
Kuşunun gelip gelmediğini bilmiyoruz,
peşinden gelen, peşini bırakmayan yapımcılar var,
bunları derhal sen bırak,
onlar tabandan başlayarak dikkatle sana bakıyorlar,
halbuki zemini anında sallandıracak olan hepimiz buradayız.

köprülerin diyorum, buraya ellerin uzanmıyor.
Yeşil dosyayı taşıyan kadının oğlu sarsıntı sonrası ağlıyor,
bundan sonra köprülerin dahil, hiçbir şeyin bakımına gelmeyeceğiz.
bu bizi yorgun ve bezgin asla yapmıyor.
giderken yosun tutan ayağından birini de ben tutuyorum köprünün
benliğinle gelmemen iyi olmuş,
ama yine de bu takip edilmene engel değil,
çünkü kuşunu görüyorum sana doğru gelen,
düşünüyorum
aklımda tek bir şarkı,
keşke beni de seni koşulsuz takip eden biri olarak bırakmış olsaydın.







20 Eylül 2019 Cuma

Karşıya Geçmek İçin Adımlar

Bu  sabahı kaçıran ben olmamalıyım, diye çıktığım yolda ,
Kafamda 7/24 anonsların çalacağı bir kıyıya gideceğimizi bilmiyordum.
Daha doğrusu bu yine Aysel'in suçu!
hikayesini karşıya geçirmek için beni kullanıyor. 
Hikayeni küçük bir cümleye kadar indirmen lazım,dediğin günden beri
Beni kullanıyor.

Bu topluluktan bir şeyler koparırım umudu ile çıktığım yolda, neyse ki "irade" gibi,
efsunlu kelimeler yer alıyor.
Aysel'i bir daha görmek istemediğimi daha önce söylemiştim
Sürekli ısrarları ile bu yolda kahramana dönüşmesi
Beni uyanık tutuyor
Bir cümle daha,
Evi satmak için kullandığımız kağıtlar önümüzde
Duman altı sahnelerimin aynısı,
Birebir aynısı gözlerimin önünde
Yağmuru başlatan çocuğu bile aramıyorum.
İlk defa eylemsizlik denince aklıma "hamlet" geliyor,
Diyen birini duyuyorum.

Belli ki çok fazla istemenin sonucu olarak, bitiminde bir bedel ödemek üzere buradayım.
Her şekilde girdiğim mekanlardan dönüşerek ayrıldığım
Çıktığım karakterler ve
Ben
Hayli zamandır
Bu kadar insanın başında bir adam görmemiştik.


Konuşmaya çalışanlar var.
"benim karakterim yaşayış tarzınıza bayılıyor
Benimki sevgilinize,
Benimki çantanızda takım çantasındakilere benzer aletler taşıma ihtimalinize hayran" diyorlar.
Topluluk sıkıldıkça, adam
Adam sıkıldıkça
 ben
"Benim karakterim sizin ölüm anınıza hayran "






1 Nisan 2019 Pazartesi

Kalırsa Bir Soru

Tüm sorularımı yanıtlamıştın,
ama, 'duyguların dört duvar, beyaz çerçeve içinde,
üstelik çok sesli, çok açık
dinginlikten uzak,
dinlenmeden yormaya yakın.'
diye bir yazıya başlarken ben,
senin gitmenle Aysel'in gelmesi bir oluyor.

Sanki sen yokken dayanmak için yanımda duran bir dağ varmış da,
sen yokken yine Aysel'in gelmesi ile bazı dağların bazen birleşimi gerçekleşmiş oluyor.

Verdiğin sözlere,
bir şeyin sır gibi saklanıyor oluşunun hiç yaşanmadı anlamına gelmeyişine,
ve daha pek çok şeye kızarken Aysel,
Benim kulaklığım yeniden bozuluyor,
bir günde bir şehri tüketmek ayıbıyla,
gerçekten Aysel'i görmek hiç istemiyorum.

Üç tane kağıt, uzun dikdörtgen kalın bir levhayı andırıyor,
Çok efsunlu bir törendeyiz, nasıl oluyor da orada beni hemen buluyorsun,
çok uzun yıllar sonra bulmakla
kabalık içinde bulmak ne kadar farklı ayırt edemesem de,
kağıdın birini birazcık karaladın diye yeniden yazıvermişsin,
üç tane kağıdım oluyor sana dair.
sekiz sene sonunda annen yerine rüyalarımda seni görüyorum.

Aysel'le dertleşirken içimi bozguna uğratmamam konusunda bir anlaşmaya varmıştık,
içimden sana taşmamak konusunda bir anlaşma,
Aysel'i artık hiç görmek istemiyorum.



1 Şubat 2019 Cuma

Duygu Durumlarında, Bir Mola

Sonra uzun süre fotoğraflarda ellerini aradım
Bilerek çektiğim lakin kaybetmiş gibi delicesine görmek hasretine girdiğim
Bu sanrıdan da bir türlü türkü dinleyerek kurtulamadığım..
şeklinde roman girişimini,
Şiirime ekleyecek kadar hassas değilim elbette!
Onay verecek olursanız tamamını okuyor musunuz yazılarımın sorusu yerine
Tamamını anlıyor musunuz diye sormak gelir içimden,
Çünkü eğer anlıyorsanız,
muhtemelen tanışmadık veya
daha kuvvetli bir ihtimal,
sonsuza dek küs kalacağız.
Ama eğer anlamadan okuyorsanız ne iyi, diye devam ediyor romanım.
Hala okuma zahmetine devam edenlerden dolayı
5 günlük kurumuş kurabiye ikramı arası vermek zorundayım.
bir de mola veriyoruz şu işe bak, tamamlanmayan işler çokluğunda
verilen aralarda giriştiğim şu işlere bir bak!
Üstüne bir de molalarda öyle bir dikkatliyiz ki,
Dişlerin solmuş, beniz gibi ruhen yansıtılacak iç ısınmalarında
ayna görevi üstlenmesi
bu farkındalık, özellikle kışın beni hayrete düşürüyor.
Keşke şiire hiç bulaşmamış olsaydım
Bütün bu hepsi,
çocuğun sarı çizgide her okul çıkışı bana doğru yürüdüğünü sandığım yolu izlemekle başladı
Çocuğu izlemekle değil elbette, çocuğu izlemekle değil.
Yol izlenir şiirde yahu, yıllarca yol izlenmiştir demek istenmekte.
Romanda size çocuğu harfiyen pek tabii tanımlarım
ama aniden şiire geçersek!
Şiirde çocuğun yolunu..
Diye devam ediyor roman.
Daha fazla okumayacağım.
Cebinden sakız eksik olmayan çocuğa kadar beni çeken bir kitap başlangıcını
reddetmek durumundayım, ellerimi kazağın içinden çıkarıyorum kazağı esneterek.

Bu arada, molada
Ellerini buldum,
fotoğraf silinmemiş bir pikap tutuyorsun antika pazarında
Devamı olan bir hikayeye benzer bir halin üstünde, daha deniyorsun
Her tezgahta deniyorsun, sabit kalmak bize göre değil zaten değil mi ?
Roman işi sabit kalmak!
Başlangıcını paylaştığım için pişmanlığımı böylece atıyorum üzerimden.
Bir bavul dolusu ilgi çekici kağıtlar eşliğinde
seninle tüm ağızlara layık bir gösteri yapıyoruz aniden.
Hangi okuma düzeninden fırladık inan hatırımda kalmamış
Hangisi bir uydurmadır?
Hangi okuma düzeninde yer almak bir uydurmadır?
diye sormak istiyorum aslında.
Hiç şairane bir roman olmadı, imzalamayacağım.
Bir şekilde yazılanları eksik bırakmak için kabul edilen algılardan biri de bu değil mi?
Bıraktım, değişmesin.
İmzalamayacağım.
Tüm ağızlara layık yalandan bir gösteri olduğu, romanda yazıyor üstelik
Şiirde sadece ağızlara layık olduğu..








25 Ocak 2019 Cuma

Çok Sade Bir Terkediş

Babama sarılıyorum.
O bana bilmediğim tüm hikayeleri anlatır.
Değişik başlangıçlara şaşırır veya sen uydurdun! der.
Bu sefer ben uydurmadım! desem de, yatakta sırt üstü uzanmasına rağmen,
yerini kıpırdatır.
durur
kıpırdanır
durur.
Hareket yaratır.
Halbuki güzel başlangıçlarda, daha fazla sallanmamız gerekmez miydi?
İnan, kusacak gibiyim dediğinde seni bırakırdım.
Bu sefer ben uydurmadım desem de, yerli yersiz ışıklar beynimde dolanır.
Küçük kartlar ayağıma dolanır.
Evim gibi sevdiğim park, yüreğimde değildir.
Ben gidince yine de onu dindirmek için,
sen delisin ninnileri eşliğinde onun kucağına otururum.
Çünkü, eskinin anlatılmadıkça dönüp bakmalık bir değeri dahi yoktur.
En azından, yaşasın!
Anneme ne verirsem vereyim mutlaka atacak bir yer bulur.
Eskileri yeni yapan bir adamın buruk duygusu eşliğinde,
-babam hikayeme hala inanmıyor-
bu sefer hakikaten ben uydurdum!
sahici dolu bir paket sigarayla.
yerimi kıpırdatır
durur
kıpırdanır
dururum.
Hareket yaratırım.



9 Aralık 2018 Pazar

Çok sade bir affediş

''Beklenen etkiyi yaratması'' kavramına hakim olarak devam eden;
kocaman bir ekibin içindeyiz.
Güzel sesli biri yok, kimse tabloları sevmiyor.
Buna bağlı olarak hiç kanayan yerimiz de yok, şu işe bak.
Ve benim artık seni affetmem gerekiyor.

İşaretlere ve kanıtlara bakıyoruz,
''Bu aynı zamanda yaşıyor olduğumuzun göstergesi!'' diyorsun..
katılıyorum.

Kocaman bir ekibin içindeyim.
hızla büyüyerek; çok unutuyoruz.
Beklenmeyen sonuçları pek tabii görecek seviyedeyiz.
Dikkat ettiğimiz çok nokta var, ellerindeyiz. 
Önlemler almadan ilerleyemediğimiz bu hayatta,
ne kadar birlikteyiz?
Ah sorma,
Sorma, zaten ben eşiğindeyim, yüz tutmanın.
Çok yakınım yani, ha oldum ha olacağım.
Bu nedendir ki; son eserimi elime dahi alamadım.
Yer edinmenin kopukluğundan korkarak; daha içinde
daha güvende
olmak istedim.
onca başarısızlık onca kalpsizliğe rağmen
her zaman.. büyür gibi dahil olmak..

Kocaman bir ekip içindeyim.
Yazmam için gereken son tabloyu incelemek için kısa süreliğine
sıyrılmam
ayrılmam gerekiyor.
unutma diyorum, bu eser de..
bilirsin işte,
her şeyin tek bir insandan gelebileceğini bellemen gerekiyor.
kısa bir süre sonra; gözükmeyen yakasını merak ediyorum işçiliğin;
Çok sade bir tablo,
Tüm evler yıkılmış. 

Yer açmışlar işte genel bir tanımı paylaşacaksak,
Sen müzik aç, ben bulaşıklara yer açayım, der gibi ..
elleriyle..














17 Ekim 2018 Çarşamba

İlginç Duyumlar Aldım

Ne oldu?
-Kimden?


                   -İşyeri



Bundan sonra çok bakınma, insan göremezsin.
Bu seni rahatsız eder mi?


                 -Babam




Saçlarımı boyatıp annemin yanına gitmem lazım, annemin yüreği ezilmesin.

               -Teyzem




Bu ağaç kışın burada üşüyor,
Hayda!
Burası çoktan uyanmış.
 

              -Köy



Ama gönül yaşlanmıyor.

             -Kuafördeki bir bayan




Çünkü  sen gitmezsen, şarkı senin üstüne üstüne gelir.

                          -Hüsnü Arkan- Aşkı Gördüm





Böyle çok kalabalıklaşınca biz  , kimin babası kolay bir yöntemle nar sıkıyordu onu bile unuttuk. Bu lanet olası işe yarar bilgiyi öğrenip aklımıza kazıdıktan sonra,
böyle çok kalabalıklaşınca biz,
karmaşık görünüp hayati bir mesele olan nar sıkma işini,
üstelik,
bunun üstüne,
saygı duymamız gereken kişi kimdi, unuttuk.

                                       
                                                        -Kalabalıktaki Ben





Yolculuklarda geriye bakıp gitmek, yitirdiklerini yad etmek midir?
Ters koltuklar bunun içindir.
Kaybettiklerini, yaşanmışlıklarını, bazen de güzelliklerini görebil diye.

                                                -Tren



Yanlış karanlığa daldım.

                                     -Bodrum'18, Gökyüzü




Keşke gece de kararsak dedim,
veya

bir şekilde;
o da değiştirse rengimizi.

                               -Bodrum'18, Ben





Kimseye yol vermemek,
Bunu trafikten öğrendim.

                            -Çocukluk arkadaşı (içselleştirmesi bana ait)













Deniz Feneri

"Öğretmenin ve öğüt vermenin insanın gücünü aştığından kuşkulanıyordu Lily, " ben de.  Bir anda bütün fazlalıklardan sıyrılarak in...